"Bunları Duydunuz mu?" – Toplumun Ezberini Bozan 100 Gizli Gerçek

"Bunları Duydunuz mu?" – Toplumun Ezberini Bozan 100 Gizli Gerçek
Bu makaleyi dinle
Makaleyi sesli okumaya başla. Okumayı geçici olarak duraklat. Okumayı durdur ve başa dön. Okuma hızını seç. Okumada kullanılacak sesi seç.

Dinlemeye hazır.

1.YAYIN DİZİSİ: Adını Kişilerden Alan Ülkeler ve Unutulan Kurucular
Dünya haritasına baktığımızda gördüğümüz ülke sınırları sadece coğrafi veya politik çizgilerden ibaret değildir. Bu harita, aynı zamanda tarih boyunca dünyayı keşfeden, yöneten, savaşıp yeni devletler kuran ya da tamamen bir haritacının kaleminin ucunda unutulmazla şan figürlerin isimler rehberidir.

Çoğu zaman günlük hayatta kanıksayarak kullandığımız pek çok ülke ismi, gerçekte yaşamış, hırsları, keşifleri veya siyasi mirasıyla tarihe yön vermiş somut şahsiyetlerin adını taşır. "Bunları Duydunuz mu?" özel yayın dizimizin bu ilk bölümünde; kıtalara yön veren isim karışıklıklarından kraliyet saraylarının koridorlarına, Pasifik'teki yerel dillerin fonetik dönüşümlerinden bozkırın kağanlarına kadar coğrafyaya adını kazıyan 10 tarihsel figürü ve arkalarındaki bilinmeyen hikâyeleri derinlemesine inceliyoruz.

01. Amerika Birleşik Devletleri / Kolombiya: Kıtanın Adını Çalan Haritacı ve Sınırların Dışına İtilen Kolomb
Dünya tarihinin en büyük adlandırma paradokslarından biri, "Yeni Dünya’nın keşfi ve isimlendirilmesi sürecinde yaşanmıştır. 1492 yılında İspanya bayrağı altında Atlantik'i geçerek Bahamalar'a ulaşan Kristof Kolomb, ölene kadar Doğu Asya'nın (Hindistan) dış adalarına ulaştığına inanmıştı. Kolomb, yeni bir kıta keşfettiğinin bilincine varamadan hayata gözlerini yumdu.
Ancak İtalyan tüccar, denizci ve seyyah Amerigo Vespucci, 1499-1502 yılları arasında Güney Amerika kıyılarına yaptığı seyirler sonrasında kaleme aldığı mektuplarda son derece radikal bir iddia ortaya attı: Burası Asya'nın doğusu değil, Avrupalıların o güne kadar varlığından haberdar olmadığı yepyeni bir kıtaydı (Mundus Novus).
Vespucci'nin bu gözlemleri Avrupa entelektüel çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. 1507 yılında, bugün Fransa sınırları içinde kalan Saint-Dié-des-Vosges'daki bir hümanist akademide çalışan Alman haritacı Martin Waldseemüller, hazırladığı devasa dünya haritasında (Universalis Cosmographia) bu yeni karayı ilk kez ayrı bir kıta olarak çizdi. Waldseemüller, keşfin teorik çerçevesini çizen Amerigo Vespucci'nin adının Latince kadın formunu (diğer kıtalar olan Europa, Asia ve Africa gibi kadın isimleriyle bitmesi amacıyla) kullanarak haritaya dev harflerle "AMERICA" yazdı.
Kolomb'un hakkı ise coğrafi olarak büyük ölçüde yenildi. İsmi, yüzyıllar sonra Latin Amerika bağımsızlık mücadelesinin teorisyeni Francisco de Miranda'nın hayalini kurduğu "Gran Colombia" vizyonu ve günümüz Kolombiya Cumhuriyeti bünyesinde yaşatılabildi. Dünya tarihini değiştiren Kolomb, adı dev bir kıtaya verilmek yerine, keşfettiği topraklardan binlerce kilometre ötedeki tek bir Güney Amerika ülkesinin adında temsil edildi.

02. Filipinler: Pasifik Adalarında Bir İspanya Veliahdının Gölgesi
Güneydoğu Asya'da 7 bin 600'den fazla adadan oluşan devasa bir takımada ülkesi olan Filipinler, adını yerel bir kahramandan veya coğrafi bir tanımlamadan değil, binlerce kilometre uzaktaki bir Avrupa krallığının varisinden almaktadır.
16.yüzyılın ortalarında İspanya İmparatorluğu, Pasifik üzerindeki ticaret yollarını ele geçirmek ve Baharat Adaları'na (Moluk Adaları) yakın bir üs kurmak amacıyla peş peşe deniz seferleri düzenliyordu. 1543 yılında İspanyol denizci ve kâşif Ruy López de Villalobos, Meksika'dan yola çıkarak ulaştığı Leyte ve Samar adalarını kapsayan bölgeye ayak bastı. Villalobos, bu stratejik adalar topluluğunu, dönemin İspanya Kralı V. Carlos'un oğlu ve İspanya Veliaht Prensi olan Prens Felipe (sonradan İspanya İmparatorluğu'nu altın çağına taşıyacak olan Kral II. Felipe) onuruna "Las Islas Filipinas" olarak adlandırdı.
Zamanla bu isim, tüm takımadaları kapsayan genel bir coğrafi ve idari tanıma dönüştü. İspanyol sömürge yönetimi altında geçen yaklaşık 350 yıl boyunca bölge halkları bu isim altında birleşti. İspanyol-Amerikan Savaşı sonrasında ABD kontrolüne geçen ve ardından bağımsızlığını kazanan ülke, sömürge geçmişinin izini taşımasına rağmen Filipinler ismini değiştirmeyerek muhafaza etti. Güneydoğu Asya'nın ortasında katolik nüfusuyla dikkat çeken bu devlet, adıyla Katolik İspanya'nın en güçlü monarklarından birinin hatırasını Asya coğrafyasında yaşatmaya devam etmektedir.
03. Bolivya: Bir Kıtanın Bağımsızlık Mimarına Adanan Cumhuriyet
Güney Amerika haritasında denize kıyısı olmayan iki ülkeden biri olan Bolivya, adını doğrudan bir kişiye duyulan sonsuz şükran ve hürmetin simgesi olarak almıştır. 19. yüzyılın başlarında, İspanyol İmparatorluğu'nun kıtadaki yüzyıllık sömürge hakimiyeti çökerken, bu özgürlük hareketinin askeri ve siyasi lideri "El Libertador" (Kurtarıcı) unvanlı Simón Bolívar idi.
Bolívar ve en yakın komutanı General Antonio José de Sucre, Upper Peru (Yukarı Peru) olarak bilinen ve zengin gümüş madenleriyle ünlü bölgeyi İspanyol kraliyet birliklerinden temizledi. 1825 yılında toplanan kurucu meclis, bölgenin ne Peru'ya bağlanmasını ne de Arjantin ile birleşmesini istedi; tamamen bağımsız bir devlet kurulması kararlaştırıldı.
Kurulan bu yeni cumhuriyetin lideri ve hami figürü olan Simón Bolívar'ın adını ölümsüzleştirmek isteyen kongre üyelerinden Manuel Martín Cruz, tarihe geçen şu sözü söyledi: "Eğer Romulus'tan Roma türediyse, Bolívar'dan da Bolivya türemelidir." (Si de Rómulo Roma, de Bolívar Bolivia).
Böylece 11 Ağustos 1825'te ülkenin adı resmi olarak Bolivya Cumhuriyeti (República de Bolivia) olarak kabul edildi. Simón Bolívar, kendi adını taşıyan bir ülkenin ilk devlet başkanı olma onuruna erişti. Dünya üzerinde bağımsızlığını kazandıran askeri bir lidere şükran borcu olarak adlandırılan son derece nadir devlet yapılarından biridir.
04. Suudi Arabistan: Kurucu Hanedanın Adıyla Mühürlenmiş Bir Coğrafya
Modern ulus-devletler çağında ülkeler genellikle üzerinde yaşayan halkın etnisesinden (Türkiye, Fransa) veya coğrafi konumundan (Güney Afrika, Avustralya) adını alır. Ancak Suudi Arabistan Krallığı, dünyada bir aile veya hanedan adını doğrudan resmi ülke ismi olarak taşıyan son derece istisnai bir örnektir.
Arap Yarımadası'nın büyük bölümüne hükmeden bu devletin ismi, Suud Hanedanı'nın (Al Muqrin) atası kabul edilen Muhammed bin Suud'a (ölümü 1765) dayanmaktadır. 18. yüzyılın ortalarında Diriye Emirliği'ni kuran ve din alimi Muhammed bin Abdülvehhab ile stratejik bir ittifak kuran Muhammed bin Suud, Birinci Suudi Devleti'nin temellerini attı.
19.yüzyılda Osmanlı-Mısır müdahalesiyle yıkılan ve ardından İkinci Suudi Devleti olarak yeniden kurulan bu yapı, 20. yüzyılın başında Abdulaziz bin Abdurrahman Al Suud (İbn Suud) liderliğinde çöl kabilelerini birleştirerek modern sınırlarına ulaştı.
1932 yılında yayınlanan kraliyet kararnamesiyle, Necid ve Hicaz Krallığı birleştirilerek ülkeye resmi olarak Suudi Arabistan Krallığı (Al-Mamlaka al-Arabiyya as-Suūdiyya) adı verildi. Buradaki "Suudi" sıfatı, ülkenin mülkiyetinin ve kuruluş meşruiyetinin doğrudan Suud ailesine ait olduğunu vurgular. Ülke, adıyla kurucu atası Muhammed bin Suud'un köklerine ve onun soyundan gelenlerin siyasi hakimiyetine işaret eder.
05. Esvatini (Swaziland): Afrika Kabilelerini Bleştiren Kralın Mirası
Afrika kıtasının güneyinde, Güney Afrika Cumhuriyeti ile Mozambik arasına sıkışmış küçük bir krallık olan Esvatini, yakın tarihe kadar haritalarda Swaziland (Swazi Ülkesi) olarak biliniyordu. Hem eski adı hem de yeni kabul edilen yerel adı, 19. yüzyılda bölgedeki kabile dinamiklerini kökten değiştiren güçlü bir monarka dayanmaktadır.
19.yüzyılın ortalarında, Güney Afrika coğrafyası Zulu Krallığı'nın expansionist (yayılmacı) politikalarının yarattığı büyük bir kargaşa (Mfecane dönemi) içindeydi. Bu dönemde Swazi kabilelerinin başına geçen Kral II. Mswati (Mswati wa Sobhuza), askeri yetenekleri ve diplomatik manevralarıyla irili ufaklı klanları tek bir çatı altında birleştirmeyi başardı. Kral II. Mswati, krallığın sınırlarını güneye ve kuzeye doğru genişleterek düşman saldırılarına karşı korunaklı bir hat oluşturdu.
Onun birleştirici liderliği nedeniyle bölge halkına "Mswati'nin takipçileri" anlamında "AmaSwazi" denmeye başlandı. İngiliz sömürge yönetimi altında bölgeye "Swaziland" adı verildi.
2018 yılında, ülkenin İngiliz korumasından çıkışının 50. yıldönümünde, mevcut Kral III. Mswati radikal bir karar alarak ülkenin adından İngilizce sömürge izini sildi ve Swazi dilindeki orijinal hali olan Esvatini Krallığı (eSwatini - Swazilerin Ülkesi) olarak değiştirdi. Ancak gerek Swazi etnik adı gerekse Esvatini ismi, köken olarak doğrudan krallığın kurucu babası Kral II. Mswati'nin adını taşımaya devam etmektedir.
06. Kiribati: İngiliz Kaptanından Pasifik Diline Çevrilen İsim
Büyük Okyanus'un orta kesiminde, Ekvator çizgisi üzerine serpilmiş 33 atolden oluşan Kiribati, bir İngiliz denizcisinin soyadının yerel halkın dilinde geçirdiği inanılmaz bir fonetik dönüşümün ürünüdür.
1788 yılında, Avustralya'da ilk İngiliz kolonisini kuran "First Fleet" filosuna ait iki gemi İskoçya ve İngiltere'ye dönmek üzere Pasifik'e açıldı. Bu gemilerden birinin kaptanı olan İngiliz denizci Thomas Gilbert, rota üzerinde daha önce Avrupalılar tarafından haritalandırılmamış bir dizi mercan adası keşfetti. Bölge haritalara bu kâşifin onuruna Gilbert Adaları (Gilbert Islands) olarak kaydedildi.
19.yüzyılın sonlarında İngiltere, Gilbert ve Ellice Adaları'nı birleştirerek bir protektora (himaye yönetimi) kurdu. 1979 yılına gelindiğinde adalılar İngiltere'den bağımsızlıklarını kazandılar. Ancak yeni devlet kendi öz kimliğini tanımlarken ilginç bir dilbilimsel yola başvurdu.
Yerel Mikronezya dilinde (Gilbertean) "G", "L" ve "S" gibi ünsüz harflerin karşılığı veya telaffuz imkanı yoktu. Yerel halk, yüzyıldır kullandıkları İngilizce "Gilberts" kelimesini kendi dillerine uyarladı:
• Gil- ses dizilimi -> Kiri-
• -berts ses dizilimi -> -bati halini aldı.
Böylece "Gilberts" kelimesi telaffuz edilerek "Kiribati" (Kiri-bas olarak telaffuz edilir) şekline dönüştü. Bugün bağımsız bir Pasifik devleti olan Kiribati, aslında İngiliz Kaptan Thomas Gilbert'ın soyadının Mikronezya fonetiğindeki canlı bir yansımasından ibarettir.
07. Özbekistan: Bozkırın İslamlaşan Hanından Günümüze Ulaşan Kimlik
Orta Asya'nın kalbinde, İpek Yolu'nun tarihi şehirleri Semerkant, Buhara ve Hiva'ya ev sahipliği yapan Özbekistan, adını Altın Orda Devleti'nin kaderini değiştiren büyük bir hükümdardan almaktadır.
14.yüzyılın başında (1313-1341), Cengiz Han'ın torunu Batu Han tarafından kurulan Altın Orda Devleti'nin tahtına Özbeg Han (Gıyaseddin Muhammed Özbeg) geçti. Özbeg Han, hükümdarlığı döneminde radikal bir karara imza atarak İslamiyet'i Altın Orda Devleti'nin resmi dini olarak kabul etti. Onun adil yönetimi, askeri başarıları ve devlet içinde sağladığı refah dönemi nedeniyle, ona sadakatle bağlı olan Deşt-i Kıpçak bölgesindeki Türk-Moğol boylarına ve göçebe gruplara "Özbeg'e bağlı olanlar" anlamında Özbekler denmeye başlandı.
14.yüzyılda Altın Orda Devleti parçalandığında, Özbeg Han'ın soyundan gelen ve onun adını bir etnik identite olarak benimseyen gruplar Şeybani Han liderliğinde güneye, Maveraünnehir bölgesine indiler. Burada Timur İmparatorluğu'nun bakiyelerini yenerek kendi hanlıklarını (Buhara, Hiva, Hokand) kurdular.
14.yüzyılda Sovyetler Birliği'nin uluslaştırma politikaları çerçevesinde bu bölgede kurulan cumhuriyete Özbekistan SSC adı verildi ve 1991'de bağımsızlığını kazanan devlet Özbekistan Cumhuriyeti olarak yoluna devam etti. Doğu Avrupa'dan Sibirya'ya kadar hükmetmiş Altın Orda Hanı Özbeg Han'ın kişisel ismi, bugün Orta Asya'nın en kalabalık Türk devletinin resmi adı olarak varlığını sürdürmektedir.

08. Mauritius: Hint Okyanusu'nda Bir Hollanda Prensinin İzleri
Afrika kıtasının doğusunda, Hint Okyanusu'nun güneyinde yer alan tropikal ada ülkesi Mauritius, tarihi boyunca Portekizliler, Hollandalılar, Fransızlar ve İngilizler arasında el değiştirmiş karmaşık bir sömürge geçmişine sahiptir. Ancak adanın kalıcı ismi, ilk yerleşimi kuran Hollandalılardan kalmadır.
1598 yılında, Hindistan'a giden ticaret yollarını keşfetmeye çalışan Amiral Wybrand van Warwijck komutasındaki bir Hollanda filosu, fırtınadan kaçarak o güne kadar üzerinde insan yaşamayan ıssız bir adaya sığındı. Hollandalılar adayı ele geçirdiklerinde, buraya kendi devlet başkanlarının ve askeri liderlerinin adını vermeyi uygun gördüler.
O dönemde İspanyol hakimiyetine karşı Seksen Yıl Savaşı'nı yürüten Hollanda Cumhuriyeti'nin başında, Nassau-Orange Hanedanı'ndan Prens Maurice van Nassau (Okyanus haritalarındaki Latince adıyla Mauritius) bulunuyordu. Prens Maurice, dönemin en yenilikçi askeri stratejistlerinden biriydi ve Hollanda'nın altın çağının mimarlarındandı.
Denizciler adaya "Prins Maurits van Nassaueiland" (Latinceleşmiş haliyle Mauritius) adını verdiler. Hollandalılar daha sonra adayı terk etmiş, ardından gelen Fransızlar adaya "Isle de France" adını vermiş olsa da, 1810 yılında adayı ele geçiren İngilizler ilk verilen ismi iade ederek Mauritius olarak tescilledi. Bugün Hint Okyanusu'ndaki bu bağımsız cumhuriyet, adıyla 16. yüzyıl Hollanda yükselişinin ve Prens Maurice'in askerî mirasının adını taşır.
09. Marshall Adaları: Mikronezya'yı Haritalandıran İngiliz Süvari Kaptanı
Büyük Okyanus'un Kuzey Mikronezya bölgesinde yer alan, 29 atol ve yüzlerce adacıktan oluşan Marshall Adaları, tıpkı Kiribati örneğinde olduğu gibi 18. yüzyıl Avrupa keşif turlarının coğrafyadaki somut bir kaydıdır.
1788 yılında, Çin ile ticaret yapmak ve Avustralya'daki ceza kolonisine mahkûm taşıyan filoya eşlik etmek amacıyla Pasifik'e yelken açan iki İngiliz gemisinden biri olan Scarborough gemisinin komutası Kaptan John Marshall'ın elindeydi. Kaptan Marshall, Kaptan Thomas Gilbert ile birlikte hareket ederek o güne kadar Batı haritalarında tam koordinatlarıyla yer almayan bu geniş adalar grubunun içinden geçti.
Marshall, adaların coğrafi konumlarını, sığlıklarını ve yerli yerleşimlerini detaylı bir şekilde kayda geçirdi. Bu keşif gezisinin ardından Alman ve Rus haritacılar, bölgeyi haritalandırırken bu İngiliz kapsama atıfla adaları "Marshall-Inseln" (Marshall Adaları) olarak adlandırdı.
19.yüzyılın sonunda Almanya'nın sömürgesi olan, I. Dünya Savaşı'nda Japonya'nın, II. Dünya Savaşı sonrasında ise Birleşmiş Milletler vesayetiyle ABD'nin yönetimine giren adalar; 1986 yılında bağımsızlığını kazandığında resmi adını Marshall Adaları Cumhuriyeti (Republic of the Marshall Islands) olarak muhafaza etti. Pasifik'in ortasındaki bu devlet, adıyla 18. yüzyıl İngiliz denizcilik tarihinin izlerini taşımaktadır.
10. Seyşeller: Fransa Kralı'nın Maliye Bakanı'na İthaf Edilen Cennet
Hint Okyanusu'nda 115 adadan oluşan, lüks turizmi ve el değmemiş doğasıyla tanınan Seyşeller Krallığı, adını 18. yüzyıl Fransa'sının aristokratik saray koridorlarından ve bir finans bürokratından almaktadır.
18.yüzyılın ortalarında Fransa, Hint Okyanusu'ndaki İngiliz hakimiyetine karşı kendi ticaret ağını kurmak amacıyla Hint coğrafyasına yakın adaları tahrir etmeye başladı. 1756 yılında, Fransız Mauritius Valisi Mahé de La Bourdonnais'nin emriyle Yüzbaşı Corneille Nicholas Morphey komutasındaki bir Fransız keşif gemisi bu adalara çıktı.
Morphey, adaları Fransa Kralı XV. Louis adına hak iddia ederek sahiplendi. Kraliyet gelenekleri uyarınca adalara, dönemin Fransa Kralı XV. Louis'nin Maliye Bakanı (Contrôleur général des finances) ve aynı zamanda Fransız Doğu Hindistan Şirketi'nin yöneticisi olan Jean Moreau de Séchelles'in onuruna "Séchelles Adaları" adı verildi.
Séchelles, krallığın mali krizlerini çözmeye çalışan ve keşif gezilerini finanse eden bütçelerin başında oturan kilit bir devlet adamıydı. Napolyon Savaşları sonrasında adalar İngiliz kontrolüne geçti ve isim İngilizce telaffuza uyarlanarak Seychelles halini aldı. 1976 yılında bağımsızlığını kazanan ülke, Fransız Devrimi öncesi monarşinin bir bakanının soyadını taşıyan dünyadaki tek bağımsız devlet olarak coğrafya tarihindeki özgün yerini korumaktadır.

Yazarın Yazıları

İlgili Makaleler

Gizli Tehlike - Uyuşturucu

Gizli Tehlike - Uyuşturucu

Bu Gazete Sizin

Bu Gazete Sizin

Amaç

Amaç

Please fill the required field.
Image