Dinlemeye hazır.
Kızılay'da Yarım Kalan Buluşma. Ankara’nın kalbi Kızılay her zamanki gibi kalabalıktı. İnsanlar bir yerlere yetişiyor, telefonlara bakıyor, kimse kimseyi görmüyordu. Ama o gün, kalabalığın içinde bir adam vardı ki… Hiçbir yere yetişmiyordu. Adı Mehmet’ti. Elinde küçük bir poşet, içinde bir yüzük kutusu. Tam 5 yıldır aynı gün, aynı saatte buraya geliyordu. 5 yıl önce yine bu meydanda buluşmuşlardı. Ayşe ile… Üniversiteden tanışıyorlardı. Aynı hayalleri kurmuş, aynı sokaklarda yürümüşlerdi. O gün Mehmet kararını vermişti. Cebinde yüzük, kalbinde cesaret… Ayşe’ye diyecekti ki: “Benimle bir ömür gelir misin?” Ama Ayşe o gün geç kalmıştı. Normalde hiç gecikmezdi. Mehmet önce bekledi… Sonra merak etti… Sonra korkmaya başladı. Telefonu çaldı. Arayan numara tanıdık değildi. Karşıdaki ses kısa ve netti: “Bir trafik kazası oldu… Ayşe Hanım…” O an dünya sustu. Mehmet ne dediğini hatırlamıyor. Nasıl hastaneye gittiğini bilmiyor. Tek bildiği şey şuydu: O gün, hayat ikiye ayrıldı. Ayşe o kazadan kurtulamadı. Bir gün önce gülen bir hayat… Bir gün sonra sadece bir hatıraya dönüştü. Herkes “zaman geçer” dedi. Herkes “alışırsın” dedi. Ama Mehmet alışmadı. Aradan 5 yıl geçti. Ve Mehmet hâlâ her yıl, aynı gün, aynı saatte Kızılay’da bekliyor. Elinde yine o yüzük kutusu. İnsanlar yanından geçiyor. Kimse bilmiyor. Ama o hâlâ aynı cümleyi içinde taşıyor: “Benimle bir ömür gelir misin?” Bazı hikâyeler mutlu bitmez. Bazıları hiç bitmez. Ve bazı insanlar… Birini beklemeyi bırakmaz. SORU? Sizce Mehmet’in yaptığı sevgi mi, yoksa kendine yaptığı bir zulüm mü?Ankara’nın kalbi Kızılay her zamanki gibi kalabalıktı.
İnsanlar bir yerlere yetişiyor, telefonlara bakıyor, kimse kimseyi görmüyordu.
Ama o gün, kalabalığın içinde bir adam vardı ki…
Hiçbir yere yetişmiyordu.
Adı Mehmet’ti.
Elinde küçük bir poşet, içinde bir yüzük kutusu.
Tam 5 yıldır aynı gün, aynı saatte buraya geliyordu.
5 yıl önce yine bu meydanda buluşmuşlardı.
Ayşe ile…
Üniversiteden tanışıyorlardı.
Aynı hayalleri kurmuş, aynı sokaklarda yürümüşlerdi.
O gün Mehmet kararını vermişti.
Cebinde yüzük, kalbinde cesaret…
Ayşe’ye diyecekti ki:
“Benimle bir ömür gelir misin?”
Ama Ayşe o gün geç kalmıştı.
Normalde hiç gecikmezdi.
Mehmet önce bekledi…
Sonra merak etti…
Sonra korkmaya başladı.
Telefonu çaldı.
Arayan numara tanıdık değildi.
Karşıdaki ses kısa ve netti:
“Bir trafik kazası oldu… Ayşe Hanım…”
O an dünya sustu.
Mehmet ne dediğini hatırlamıyor.
Nasıl hastaneye gittiğini bilmiyor.
Tek bildiği şey şuydu:
O gün, hayat ikiye ayrıldı.
Ayşe o kazadan kurtulamadı.
Bir gün önce gülen bir hayat…
Bir gün sonra sadece bir hatıraya dönüştü.
Herkes “zaman geçer” dedi.
Herkes “alışırsın” dedi.
Ama Mehmet alışmadı.
Aradan 5 yıl geçti.
Ve Mehmet hâlâ her yıl, aynı gün, aynı saatte
Kızılay’da bekliyor.
Elinde yine o yüzük kutusu.
İnsanlar yanından geçiyor.
Kimse bilmiyor.
Ama o hâlâ aynı cümleyi içinde taşıyor:
“Benimle bir ömür gelir misin?”
Bazı hikâyeler mutlu bitmez.
Bazıları hiç bitmez.
Ve bazı insanlar…
Birini beklemeyi bırakmaz.
SORU?
Sizce Mehmet’in yaptığı sevgi mi, yoksa kendine yaptığı bir zulüm mü?
