Dünya, Orta Doğu’da yüzyılın en büyük hesaplaşmasına, İran ve ABD arasındaki o kaçınılmaz "bilek güreşine" kilitlenmişken; Türkiye’de siyasetin sığ sularında yüzenler için vakit dolmuştur.
Eğer yarın bu ülkede bir seçim sandığı kurulacaksa, o sandık sadece bir oy pusulası değil, bölgenin yeniden çizilen haritasında Türkiye’nin "kale" mi yoksa "koridor" mu olacağının kararı olacaktır.
İran-ABD Çatışması: Barut Kokusu Sınırımızda
Tahran ve Washington arasındaki gerilim artık bir "soğuk savaş" değil, bölgeyi ateşe verecek bir kıvılcım aşamasındadır.
Bu savaşın patlak vermesi demek; enerji hatlarının durması, sığınmacı dalgalarının yeniden kabarması ve jeopolitik fay hatlarının Türkiye’nin hemen yanı başında kırılması demektir.
İşte tam bu noktada Ankara’nın vereceği refleks, iç siyasetin küçük hesaplarına kurban edilemeyecek kadar hayatidir.
Liderlerin (Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli başta olmak üzere) masasında duran dosya artık sadece ekonomi değildir; dosya, "Büyük Türkiye’nin ateş çemberinden nasıl sağ çıkacağıdır.
"Yarın Seçim Olsa" Ne Değişir?
Eğer yarın seçim olsa; millet sandığa sadece mutfaktaki yangınla değil, sınırındaki yangınla gidecektir.
Bu halk, kaosun ve savaşın tam ortasında "macera" mı arayacak, yoksa "devlet aklının sarsılmaz iradesine mi sığınacak?
Siyasi danışmanların, anket şirketlerinin ve koltuk heveslilerinin ıskaladığı gerçek şudur: Türk milleti, fırtına koptuğunda kaptan değiştirmez, gemiyi sağ salim limana yanaştıracak o çelik iradeyi tahkim eder.
Muhalefetin ve İktidarın "Dijital Kalbi “ne Uyarı
Buradan tüm genel merkezlere sesleniyoruz: Dijital dünyada algı yöneterek, yapay gündemlerle halkı oyalamaya çalışanlar, bölgedeki bu devasa kırılmanın altında kalacaktır.
İran-ABD savaşı sonrasında oluşacak yeni dünya düzeninde; pısırık politikalar, "bekle-gör" stratejileri ve dışa bağımlı vaatler sökmez.
Millet, kendisine "Beka" sözü veren, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya, Suriye’den Orta Asya’ya kadar uzanan o stratejik derinliği koruyacak olanı seçecektir.
Sonuç: Heveslilerin Değil, Hakikatin Vakti
Seçim heveslilerinin uykusunu kaçıracak olan gerçek şudur;
Türkiye artık eski Türkiye değil. Jeopolitik zorunluluklar, iç siyasetin dizaynını çoktan aşmıştır.
Yarın sandık gelse; kazanan sadece vaat verenler değil, bölgedeki savaşı okuyan, tehdidi bertaraf eden ve "Milli Eksen’i sarsılmadan ayakta tutanlar olacaktır.
Sedat Eriş olarak diyorum ki: Pusulanızı anketlere değil, tarihin ve coğrafyanın bu sert gerçeklerine çevirin.
Aksi halde, o sandığın altında kalan sadece oylarınız değil, siyasi gelecekleriniz olacaktır!
